Korhan Erdem

Korhan Erdem

(1 comments, 28 posts)

This user hasn't shared any profile information

Home page: http://www.korhanerdem.com

Posts by Korhan Erdem

Metrodaki Kemancı…

0

Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC’de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider. Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder.

Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider. Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.

En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.

Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz. Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell‘in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston’da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı…

 

 

Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell’in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? idi…

Dünyanın en iyi müzisyenlerinden biri, dünyanın en iyi müziklerinden bazılarını çalarken, önünde durup dinleyecek dakikalarımız dahi yokken, acaba hayatta başka neleri kaçırıyoruz…

Yapılan işten daha fazla, sunum tarzına önem verdiğimizin farkındamıyız ?

 

(*) Yazar Bilinmiyor

Mutluluk Dağıtmak (Delivering Happiness)

0

Tony Hsieh‘in iş ve özel hayatında öğrendiği dersleri paylaştığı “Delivering Happiness” (Mutluluk Dağıtmak)  kitabı hızlıca ve keyifle okunabilecek tarzda.  Kurum Kültürü oluşturma yolundaki deneyimlerini çok güzel anlatmış. Mutluluk konusundaki çıkarımları da etkileyici.

 

 

 

Okurken bazı notlar aldım:

  • “Önce sizi görmezden gelirler, sonra size gülerler, sizinle uğraşırlar; ama sonunda siz kazanırsınız.” -Ghandi
  • Eğer sonucun ne olduğu senin için önemli değilse ve anlaşmak zorunda değilsen, bir müzakerede güçlü konunda olan sensindir…
  • Teori iyidir ama hiçbir şey gerçek deneyimin yerini tutamaz.
  • Bazen iş hayatında bazede özel hayatımızda insanın bir şeye takılıp kaldığını fark ettim. Ataletten kurtulmak zordur. Bilinçli ve özel bir gayret sarfedilmediğinde de atalet her zaman galip gelir.
  • Çok çalışmanın ve bir şeyleri başarmak için daha fazla gayret sarfetmenin gerekli olduğuna inanıyoruz.
  • Bir şirketin günlük operasyonlarına gerçek anlamda entegre olmuş ve taahhüt edilebilen temel değerler, bir şirketi tam anlamıyla düzene sokar.
  • Kişisel olarak kendisinizi nasıl geliştirebilirsiniz ?
  • Profesyonel olarak nasıl gelişebilirsiniz ?
  • Bügün düne kıyasla daha ileridemisiniz ?
  • Çalışma arkadaşlarınızın ve size bağlı çalışanların kişisel gelişimlerini nasıl sağlayabilirsiniz ?
  • Kendinize meydan okuyup sınırlarınızı nasıl zorlayabilirsiniz ?
  • Hergün yeni bir şey öğreniyormusunuz ?
  • Şirketin genel olarak büyümesi ve gelişmesi için neler yapabilirsiniz ?
  • Şirketin büyümesini sağlamak için elinizden geleni yapıyor musunuz ?

Kitabı Satınalmak için : http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=583581

 

 

 

 

 

 

Amsterdam Gezisi – 2011

0

Amsterdam‘a  Mayıs-2011 de Philips ‘in davetlisi olarak gittim. Philips gezisi olunca gezi boyunca size sadece keyif almak düşer.
Bende öyle yaptım :)

Amsterdam 100′den fazla kanalın ve 1000 den fazla köprünün bulunduğu güzel bir şehir. Suyun ve kazıkların üstüne kurulmuş bir şehir dersek abartmış olmayız. Evler bitişik nizam ve üçgen damlı. Ve her evin en üstünde eşyaları binanın dışından camlardan içeri sokmak için eski usul bir kaldıraç görebilirsiniz. Gece klüpleri, Cafeler, Red Light District ve uyuşturucunun yasal olarak kullanıldığı coffee-shop’ları Amsterdam denince akla gelenlerden. Herhangi bir yerde kahve içerken, aldığınız koku sigara kokusu değilse bilin ki uyuşturucudur.

Venedik’le kıyaslayan arkadaşlarım Amsterdam’ın Venedik’ten çok daha iyi olduğu kanısındalar. Kanal yapısı gerçekten de etkileyici. Mutlaka tekne turu yapmalısınız, hayli keyifli.

 

Önereceğim gezilecek yerler;

Amsterdam Historical Museum, Amsterdam tarihine ilişkin bir yer.
House Of Anna Frank,
Vincent Van Gogh Museum,
Lale Bahçeleri; Nisan Ayı ve Mayıs Başı en ideal ay görmek için. Senede 70 Milyon tohum ekildiğini söylüyorlar.

Şehir de muazzam bir bisiklet trafiği var. Oranı hatırlayamadım ama araç trafiğinden fazla denilebilir. Bisikletler için özel olarak kaldırım ve yollar
ayrılmış. Araçlardan çok bisikletlere dikkat etmelisiniz, aksi halde ansızın birinin altında kalabilirsiniz.
Sokaklarda koşan insana hiç rastlamadım, o kadar çok bisiklet vardı ama yeni bir tane bile göremedim, otomabiller de genel olarak hep eski modeldi.
Genç nufüs ve çocuk sayısının azlığı da dikkatinize hemen çarpıyor.

Amsterdam ilk gün Philips ziyaretimizden aklımda kalanlar ise şirketin girişinde Türk Bayrağı ile bizi karşılamaları ve bizler için hazırlanmış güzel sandiviçler :)

 

 

Son olarak; Amsterdam gezisi için 3 gün yeterli olacaktır, neden geldim demeyeceğiniz bir şehir.

Gezi Resimleri:  http://bit.ly/xnhUx4

 

 

Biterken ve Başlarken…

0

Geleneği bozmadım ve yılın son gecesi gene çalışıyorum. Kendimi bildim bileli yılbaşı geceleri mesaideyim. Eskiden yeni projelerin devreye alınması, sistem updateleri; şimdilerde depo sayım ekiplerine gözetmenlik… Yılbaşı geceleri çalışmak eğlence oldu artık…:)

İleride 2011′i anarken şüphesiz disk fabrikalarının sular altında kalması sonucu oluşan disk piyasası, Dolar’ın 2 TL ‘ye dayanmasını  ”Vay be…” diye konuşuyor olacağız. Geriye baktığımda ekibimle birlikte önemli sayabileceğim, fayda ürettiğimiz projeler devreye aldık.  Heyecanımız devam ettiği sürece üreteceğimizi ve birlikte olduğumuz sürece heyecanımızın bitmeyeceğini biliyoruz. Ekip olmak güzeldir ama ekip olabilmek zordur !

Senenin ilk ayında Londra’ya güzel bir yurt dışı seminerine gitmeyi planlıyorum. Bakalım sonraki aylar neler getirecek?

Hoşgeldin 2012…

 

 

Ölüm güzel şey,budur perde ardından haber…

0

Steve Jobs’un ölümüyle birlikte bildiğimiz ve bilmediğimiz birçok bilgi ortaya çıktı. Bunlardan Stanford konuşması çok ilgimi çekti.

Vakit ayırıp izlemenizi öneririm.

Keşke gündelik koşuşturmanın içinde ölümü ara sıra hatıryabilsek. Daha fazla mutlu olacağımızdan, dostları ve arkadaşları daha az kıracağımızdan ve heralanda bir kat daha fazla başarılı olacağımıza şüphem yok. Göçüp gitmeler hep daha iyilerin daha güzellerin gelmesine temel olmuşlar. Tekerlek icat olmuş, bulanlar gitmiş; Araba icat olmuş bulanlar gitmiş; Ucak yapılmış sonra Uzay Araçları her giden daha iyilerine yol açmış….İnşallah Steve Jobs’ta dünya’dan daha güzel bir yere gitmiştir..

Korhan Erdem's RSS Feed
Go to Top