Amsterdam‘a  Mayıs-2011 de Philips ‘in davetlisi olarak gittim. Philips gezisi olunca gezi boyunca size sadece keyif almak düşer.
Bende öyle yaptım :)

Amsterdam 100′den fazla kanalın ve 1000 den fazla köprünün bulunduğu güzel bir şehir. Suyun ve kazıkların üstüne kurulmuş bir şehir dersek abartmış olmayız. Evler bitişik nizam ve üçgen damlı. Ve her evin en üstünde eşyaları binanın dışından camlardan içeri sokmak için eski usul bir kaldıraç görebilirsiniz. Gece klüpleri, Cafeler, Red Light District ve uyuşturucunun yasal olarak kullanıldığı coffee-shop’ları Amsterdam denince akla gelenlerden. Herhangi bir yerde kahve içerken, aldığınız koku sigara kokusu değilse bilin ki uyuşturucudur.

Venedik’le kıyaslayan arkadaşlarım Amsterdam’ın Venedik’ten çok daha iyi olduğu kanısındalar. Kanal yapısı gerçekten de etkileyici. Mutlaka tekne turu yapmalısınız, hayli keyifli.

 

Önereceğim gezilecek yerler;

Amsterdam Historical Museum, Amsterdam tarihine ilişkin bir yer.
House Of Anna Frank,
Vincent Van Gogh Museum,
Lale Bahçeleri; Nisan Ayı ve Mayıs Başı en ideal ay görmek için. Senede 70 Milyon tohum ekildiğini söylüyorlar.

Şehir de muazzam bir bisiklet trafiği var. Oranı hatırlayamadım ama araç trafiğinden fazla denilebilir. Bisikletler için özel olarak kaldırım ve yollar
ayrılmış. Araçlardan çok bisikletlere dikkat etmelisiniz, aksi halde ansızın birinin altında kalabilirsiniz.
Sokaklarda koşan insana hiç rastlamadım, o kadar çok bisiklet vardı ama yeni bir tane bile göremedim, otomabiller de genel olarak hep eski modeldi.
Genç nufüs ve çocuk sayısının azlığı da dikkatinize hemen çarpıyor.

Amsterdam ilk gün Philips ziyaretimizden aklımda kalanlar ise şirketin girişinde Türk Bayrağı ile bizi karşılamaları ve bizler için hazırlanmış güzel sandiviçler :)

 

 

Son olarak; Amsterdam gezisi için 3 gün yeterli olacaktır, neden geldim demeyeceğiniz bir şehir.

Gezi Resimleri:  http://bit.ly/xnhUx4